Çoook güzel bir hava, hafif bir rüzgar, tatlı tatlı süzülen uçurtmalar, güzel havayı bulup dışarı dökülmüş insanlar.
Halit telefon açtı. Gelmiyor musun dedi. Yetiştirmem gereken bir iş var. Fakat biraz hava da almak şart. Motoruma atladığım gibi oradaydım. Rüzgar daha yeni yeni başlamış. Uçurtmalar sakin sakin uçuyorlar. Nedense herkes bu hafta uçurtmalarını çok yükseklere salmış. Fotoğraf bile çekemedim doğru dürüst.
Havanın güzelliği herkesi mutlu etmiş. Keyifler yerinde. İyi ki burdayım dedirtiyor hava insana. Herkesle selamlaşmadan sonra rutin görevim olan fotoğraflama işine geçtim. Uçurtmalar çok uzakta, portrelere yöneldim bu defa.
Saha kenarında bu hafta iki araba vardı. Büyükçe antenler dikmişler bir şeyler yapıyorlardı. Hepimiz merak ettik. Halit konuşmuş galiba. Telsizle ülkeler arası görüşme yapıyorlarmış. Fenerleri geziyorlarmış. Haftaya da burada olacaklarmış galiba.
Gün boyu uçurtmalar havada asılı süzülüp durdular.
Günün olayı yaramaz bir köpekti. Önce Ziya abinin ip bobinini kaçırmış bir kenarda kemiriyordu. Bobinin bobini. Ziya abi ipi hemen kurtardı. Ben fotoğraflamaya yetişemedim. Bu yaramaz hava kararırken bu defa da iki ipli uçurtmanın kayışlarından yakalamış uçurtmayı havalandırmaya çalışıyordu. Yine fotoğraflamaya koştururken kaçıverdi.
Ziya abi haftaya ona kemik getireceğini söyledi. Erhan da kuyruğuna bir A4 kağıttan uçurtma bağlamayı teklif etti. Haftaya kemiğin ucuna bir a4 kağıt uçurtma bağlayıp vereceğiz?
Günün fotoğrafları burada.


