Mardin, başlıbaşına açık hava müzesi. Daha doğrusu halk, bu müzede yaşıyor.
Şehrin içinde ve dışında adım attığınız her yerden tarih fışkırıyor. (Yeni kurulan ve adınında Yenişehir olduğu yerleşim bölgesi hariç.)
Cuma sabahı, güzel geçen bir hava yolculuğundan sonra, Zahit in babası bizi karşıladı otelimize kadar götürdü.
Otel zaten tarihi bir konak. Restore edilip 15 odalı butik otel haline getirilmiş.(Zinciriye)
Bir süre dinlendikten sonra Zahit bizleri çarşı içinde harika bir kebapçıya götürdü.
Lezzeti anlatmak mümkün değil, gidip yemek lazım. (Cumartesi ve Pazar günleri de organize ettiği, yediğimiz tüm yemekler gibi.)
Devamında şehir içinde, konak, sokak, çarşı, cami, kilise, okul . . . . . güneş batmaya yakın dolaştık.(Malum İstanbul a göre 45 dakika erken batıyor.)
Güneşi Zahit lerin damından batırdık. Rüzgar uygun olmasada birkaç uçurtma uçurabildik.
O akşam Zahit in annesinin verdiği ziyafetle, Martı Uçurtma Kulübü damak tadına vardı.(İçli köftenin güzelliğini hala konuşuyoruz.)
Gece ise, Halit in aylardır organizasyon için görüştüğü Mardin Kültür Turizm ve Tanıtım Derneği nden Mehmet Fidan ın konuğu olduk.
Dernek binasında canlı müzikli ve kendisinin yoğurduğu enfes çiğ köfte ile harika bir gece geçirdik.
Ertesi sabah Mehmet beyin ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü nden Nezir Beyin organize ettiği günlük turumuza başladık.
İstanbul 4 , Kütahya 4 , Mardin 6 (Zahit, annesi, iki kardeşi, Mehmet Bey ve Nezir Bey) Rehberliğimizi Mehmet Fidan yaptı.
Tadı damağımızda kalan (Mardin-Nusaybin-Midyat-Hasankeyf) gezisinin ve Festivalin hikayesi Cemal hocadan gelecek.
Ayrıca, her gece PTT binasının önündeki, Mezopotamya nın ayaklarımızın altında kaldığı, çay bahçesinde oturduk.
Mehmet Fidan ın hoş sohbetleri bizleri ihya etti. ( Kendisine, Mardin in tarihi ve tanıtımı nın ayaklı google denilebilir.)
Gece karanlıkta uçsuz bucaksız Mezopotamya ya baktığınızda birçok köyün ışıkları, ayrıca ufuktaki Suriye ışıkları,
deniz üzerindeki gemiler gibi, tek tük otomobil farları da hareket halindeki motorlar gibi gözüküyor.
Sabah baktığınızda ise denizi arıyorsunuz. Karmaşık bir duygu.
Not: Hasankeyf in adı, hasan ın keyif yapmasından gelmiyormuş. Kalenin, tek kaya bloğundan yapılması nedeniyle verilmiş.
7.YY. dan itibaren,adı 'Kipas', 'Cehpa', 'Hesna de Kepha', 'Hısn-ı Keyfa', 'Hısn Kayfa' olarak söylenmiş.
Zamanla Hasankeyf olarak değişmiş. (Kaya Kalesi)
Festivalimizin olduğu Pazar Günü, Mardin Şehir Stadında gündüz
Hakan Şükür, Meltem Cumbul, Ali Şan, Coşkun Sabah, Murat Kurşun ve Bedri Ayseli,
Hasankeyif te ise gece Ajda Pekkan konseri vardı.
Emeği geçenlere, ayrı ayrı teşekkürler.
( t-shirt leri gitmemize birkaçgün kala yaptırdım. )
Fotoğraflar alttaki linkte:
http://picasaweb.google.com/erhan.tufek ... inEkim2009#