TEKNİK NEREDEN NEREYE GELDİ
Biz büyükler, gökyüzünde seyrâna çıkmış1 uçurtmayı görerek gülüp geçerken, çocuklar onun rengini de, türlü adlar taktıkları teferruatını2 da bizden çok fazla bilmekte idiler.
Öyle ki uçurtma havalandıktan sonra birden bire baş vurarak düşecek olursa terazisi olmadığı anlaşılmış demektir. Şayet sol tarafa baş vurursa, sağ taraf hafif gelmiş olacağından buna fenerci, eğer gergin duramıyorsa buna da karın vermek denir. Havada dikildi mi sicime kâğıttan oymalı bir süs geçirilir ve buna da kılavuz adı verilir.
Çocukların büyük bir zevk ve heyecanla hazırlayıp uçurttukları uçurtmanın târihi çok eskilere dayanır. Bir rivayete göre milâttan iki yüz sene evvel yaşamış Çinli Vem-Sin isimli bir general, mahsur3 bulunan bir beldeyi kurtarmak üzere imdat işareti olarak uçurtmayı îcat etmiş ve o zamandan beri de doğuda önceleri sembolik ve dînî anlamda kullanılırken sonraları hayli gelişerek oyuncak hâline gelmiş, batıda da doğuda da benimsenip rüzgârlı bahar günlerinin aranan eğlencesi olmuştur.
1 Seyrâna çıkmak: Gezmeye, gezintiye çıkmak.
2 Teferruat: Ayrıntılar.
3 Mahsur: Etrafı kuşatılmış.
Uçurtma daha ziyâde doğuda sevilmiş ve vatanı olan Çin'de, Japonya'da ve Tayland'da çocuklardan çok, büyüklerin alâkasını çekerek bir uçurtma kültürünün doğmasına sebep olmuş öyle ki büyükleri, küçükleri, cıvıl cıvıl renkleri ve çeşitli motifleri ile halkın eğlence kaynağı hâline gelmiştir.
Lady Montegue de İstanbul'dan, Londra'daki arkadaşlarına yazdığı mektuplarında o devirde binlerce kişinin ölümüne sebebiyet veren1 çiçek hastalığının çâresi olan çiçek aşısını Türklerden öğrenip vatanına getireceği müjdesini vermiştir.
Doğunun medeniyete hizmetleri deryasından gelişigüzel birkaç damlayı burada hatırlarken işte bunlardan biri de uçurtma olsa gerek diyoruz. Zîra uçurtmayı ilk defa ilinin emrinde kullanan Benjamin Franklin olmuştur.
Şöyle ki, filozof ve devlet adamı olan mûcit, sicimlerini telden yaptığı uçurtma ile bulutlardan yere elektrik akımı indirerek yıldırımın akış tarzını göstermiş ve böylece de paratonerin2 özelliklerini açıklamıştır.
Daha sonraları Avusturyalı bir ilim adamı kendi buluşu olan birçok paralel düzlemleri birleştirerek büyük uçurtmalar yapıp yerden havalanmış bundan ilham alan Sacconey ve Mediot bir dizi uçurtmanın altına bağladıkları sepetler içinde yerden birkaç yüz metre yükselmeyi başarmışlardır.
Bütün bu çalışmaların neticesinde uçurtma bir geminin palamarını3 kıyıya atmak için kullanılır olmuş, Birinci Cihan Harbinde, de topçu gözetleme birliklerinin hizmetinde faydalı işler görmüştür.
Böylece bir muhasarada4 imdat işâreti olarak kullanılan uçurtma, insan zekâsının ve ilmin gelişmesiyle inkişaf ederken, tekniğin nereden nereye geldiğini düşünerek buluşlarını insanların hizmetinde kullanan diğer ilim adamlarını da nasıl hayırla yâd etmeyiz?5
1 Sebebiyet vermek: Sebep olmak.
2 Paratoner: Yıldırım savar.
3 Palamar Gemileri rıhtım, iskele veya şamandıraya bağlamaya yarayan kaim halat.
4 Muhasara: Kuşatma.
5 Yâd etmek: Anmak.
Sâmiha Ayverdi; Paşa Hanım, sf:131
Sâmiha Ayverdi'nin kitabından bir bölüm
Sâmiha Ayverdi'nin kitabından bir bölüm
İyi Rüzgarlar,
Ferruh Bayşu
http://www.ucurtma.org

Ferruh Bayşu
http://www.ucurtma.org
