Merhaba Halit Bey,
Ben bu konuda bulduğum her ortamda konuşmaya gayret ediyorum, fikrim şudur.
Batı kültürünün tam tarifi
yazılı kültürdür.
Yazılı kültürde kişiler okuduklarını baz alır ve eğer hayatları müsade eder de okuduklarına bir virgül bile ekleyebilirlerse bunu yazılı yayın haline getirerek bir sonraki neslin o bilgiye ulaşmak için bir ömür harcamasını engellerler.
Sonuç olarak duvar inşa etmek konusundaki tüm bilgi ortaya çıkalı 600 yıl olmuş ve 600 yıldır yazılı haldedir tüm detaylar. Aynı şekilde bir ayakkabının nasıl sağlam yapılacağı konusunda da bilgi ustadan çırağa değil, kitaptan, ustaya ondan yine kitaba aktarılarak ilerler.
Bizim gibi göçebe kültürlerde ise malesef ev de, hayatta, bilgi de günübirliktir. Göçebe kültürden gelmemizin cezasını şehirde yaşarken çekiyoruz, oturduğumuz evi inşa eden usta, kalfa, mütahit "ustalık" kültüründen geliyor, ustasından kulağına çalınan 2 satır bilgiyle kendini usta sanıyor, sonuçta 600 yıldır bir bina nasıl sağlam yapılır bilindiği halde biz hep sadece kendi deneme yanılmalarımıza güvendiğimiz için evlerimiz yıkılıyor, ayakkabıcıya ayakkabı yaptırıyoruz 1-2 yıl giyebilirsek "ne ustaymış be" diyoruz, demiyoruz ki yahu bu bilgi olsa olsa 2 kitap eder, tüm tarih boyunca yapa yapa 2 yıl dayanacak ayakkabı mı yapabildik, zaten bukadar dayanması gerekmiyor mu bir insanın ayakkabıcı açabilmesi için ?
İşte böyle, yazılı kültür, nesilden nesle gelişirken, sözlü kültürde ısrar edersek hep dünyayı yeniden keşfedip duracağız. Siyasette bile bunu görmek mümkün, biz okuduklarımıza değil de söylenenlere inanan bir toplum oldukça, 2 yıl önce söylediğinin aksini söyleyince birisi, tarihe değil bu gün dediğine inanıveriyoruz
Forum kültürünün Türkiyede kavgalarla dolu olması da sanırım bundan olsa gerek, bildiğim kavga dövüş, gerginlik olmayan bilginin paylaşıldığı tek forum da bu forum zaten.
